Sayfalar

9 Kasım 2011 Çarşamba

Kim Çok iyi Fal Bakabilir?

 Rus edebiyatının en büyük özelliklerinden biri, karakter sayısının fazlalığıdır. Hatta bazı yazarların karakterleri için fihrist hazırladığı bile söylenir. Düşünüyorum da bu kadar fazla karakteri hayal edebilmek için insanları ne kadar iyi tanımak gerekiyor acaba? Peki, insanları iyi tanıyabilmek için ne gerekiyor? Çok fazla insanla tanışmak mı, sadece gözlemlemek yeterli olur mu, yoksa sadece çok okumak kâfi midir?
   
O devri bilemem ama bu devirde artık o kadar çok karakter analiz metodu var ki.
Hatta kişisel gelişim sektöründe de bu konuyla ilgili birçok kategori vardır. Her birisi de kendine göre ciddi uzmanlık alanlarıdır. Sadece ”iş başvurusunda giyim” konulu bir seminere katılmıştım, tam dört saat sürmüştü. Ciddi anlamda eğitim almış bir kişi, ince detaylardan, karşısındaki insanın genel karakteristik özelliklerini çok rahat çıkarabilir.

Giyim tarzı, vücut dili, el ve yüz hatlarının yapısı, konuşma tarzı gibi özellikler, sizin ilk başta, karşıdan bilgi almadan fikir sahibi olmanız için oldukça yeterlidir. Hatta karakterin nerdeyse yarısına yakınını bu şekilde tahmin edebilirsiniz bile. Konuşmaya başladıktan sonra da ismi, burcu, mesleği, aile yapısı gibi genel bilgilerle bazı özelliklerini belirlersiniz. Sohbet biraz ilerledikten sonra, sık kullandığı kelimeler, anlatım tarzı, bahsettiği konular, kendisine ters gelen düşünceye verdiği tepki, şartlanmalarının olup olmaması, yemek konusundaki fikirleri, hayata bakış açısı gibi biraz daha özel bilgilerle karakter analizinizi tamamlayabilirsiniz.

İşte bu yöntemler, daha çok insanlarla çalışan meslek sahiplerinin kullandığı en pratik kurallardır. Pazarlamacılar satış sırasında kullanırlar. Ayrıca toplantı stratejilerinde çok işe yarar. Mesela önemli bir iş toplantısında karar verilmesi gerekiyordur, katılanların özellikleri bilindiğinde ortam kontrolü daha kolay sağlanabilir. Profesyonellerin hepsi bu bilgilere sahip olduğu zaman, kim bu bilgileri daha iyi kullanırsa o daha etkili olur tabii.

Bu analiz, yeni tanıştığınız bir insanla ileride hangi seviyede görüşüp görüşemeyeceğinize karar vermenizi sağlayacak kadar işe yarayabilir. Ancak kişisel ilişkilerde işin içine duyguların girmesi, insanların gözlerini bulanıklaştırır. Bazı insanlar, sadece kendilerine odaklı oldukları için, ilişkilerini karşı tarafı çok fazla önemsemeden sürdürürler. Bu noktada işin içine psikoloji girer.

İnsan psikolojisinin genel başlıkları vardır. Bunlar, aynı olaya, farklı karakterlerin verdiği tepkilerin kategorileştirilmesinden oluşur. Kimileri devamlı savunma halindedir, kimileri saldırı halinde. Kimilerinin egosu tavan yapmıştır, kimileri ise devamlı kendini aşağılar. Olaylara verilen tepkilerin büyük bölümünün, o andaki durumdan ziyade, geçmişteki bir olayın oluşturduğu zeminle ilgisi vardır.

Asıl merak edilen şudur. Bütün bunların eğitimini almış, hepsinde uzmanlaşmış, karşısındakileri çok iyi analiz edebilen bir insan neler yapabilir? Bence çok iyi fal bakar ya da iyi roman yazar.

Bu özellikler belirli iş alanlarında kesinlikle çok işe yarar, fakat kişisel ilişkilerde bu tür bir analize gitmek çok da mantıklı değil. Sadece, uzak durulması gereken insanları önceden sezmeye yardım edebilir. Eğer duygusal bir karaktere sahipseniz ve karşınızdakinin her zaman gördüğünüz ve düşündüğünüz gibi olduğunda ısrarcıysanız yapacak bir şeyiniz yoktur zaten.
  
Her insanın içinde bir ”kör nokta” vardır. Bu nokta, insanın kendisi için tanımladığı karakter ile diğer insanların gördüğü ve düşündüğü karakterin farklı olduğu noktadır. Çoğu insan kendini çok bonkör görürken, diğerleri cimri olduğunu düşünüyordur veya kimi kendini çok mütevazı zannederken, diğerleri onun kendini beğenmiş olduğunu düşünüyordur.

İnsanların bir ömür birlikte yaşadığı “kendini” tanıması bile çok zorken başkalarını tamamen çözebilmesi imkânsızdır. Başkalarını tamamen çözmek gerekli midir acaba? Bu sadece, tanımadan yargılama gibi kötü bir huya sahip insanlar için böyle olabilir.

Hayatta SEVGİ denilen faktör yutan elemandır. Her şeyi içine alır. Kendi rengine boyar. Bir şeyi bilmek, sadece onu olduğu gibi kabul etmeyi kolaylaştırır ve biraz daha esnek düşünebilmeyi, empati kurabilmeyi tetikleyebilir ancak. Kişisel hiçbir ilişki için strateji düşünülmemeli.
  

3 yorum:

hülya dedi ki...

Yine her zaman ki gibi guzel...ilginc...

Feride dedi ki...

Güzel olmuş Deyyan. Hassas bir konu, ismi de resmi de isabetli olmuş.

çiler dedi ki...

:)

Yorum Gönder

Siteden yapılan alıntılar tek koşul altında izin kapsamındadır: Alıntı yapılmadan önce izin alınmalı,alıntı yapıldıktan sonra, sitenin adresi görünür ve okunur tarzda yazılmalıdır. İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yapılan alıntılar, özellikle de yazıların başka isimler altında yazılmış gibi gösterilmesi,5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
 
Powered by Blogger